18 Ekim 2010 Pazartesi
zeynep
hadi bedenin fani sattın gitti ya ruhun...hata bende aslında biliyormusun hala seni insan zannettiğim için sanırım….kokunu getirdi bugün yağmur..ağlamaklı olmadım da...yutkunamıyorum... bi gülüşüne bi tatlı sözüne dayanamam ya bilirsin...ben affetsem Allah affetmesin !........... zeynep vardı hatırlarmısın.. hani koynunda elvan elvan güller biten.. o güllerin dikenleri öldürdü kızımı…. Köyün içinde şanlı..al yanağı üstünde şallı…çok da masum değildik sende haklısın ama işi orospuluğa dökeceğin hiç aklıma gelmezdi…sevdim seni aslında..senin babanı sevdiğinden daha az sevdim belki de ama kendimden çok sevdim..dağ gibi adamı ne hale soktunuz be…alın dünyanızda sizin olsun..siktiğim hayatınızda…yine mi adetsin..kanları kalbime bulaşan..
17 Ekim 2010 Pazar
2 soru :/
İKİ ZOR SORU
SORU 1
Bir kadın tanıyorsunuz ve hamile. Sekiz çocuk sahibi, üçü sağı......r, ikisi
kör,
Biri geri zekalı ve kadın DA frengili.
Bu kadına kürtaj önerir
Miydiiniz?
Bu sorunun cevabına bakmadan önce şu soruyu yanıtlayın.
SORU 2
Yeni bir lider seçme zamanı ve öyle bir an geliyor ki lideri sizin
Oyunuz
Tayin edecek.
Üç aday var ve adaylarla ilgili gerçekler de şunlar:
Kimi tercih edersiniz?
Aday A
Düzenbaz politikacılarla işbirliği yapar, falcılara danışır.
İki metresi vardır. Sigaralarını uç uca ekler ve günde 8 ila 10 martini
içer
Aday B
İki defa işten kovulmuş, öğlene kadar uyur. Kolejdeyken afyon içicisi
Ve
Her akşam 1 litreden fazla viski içer.
Aday C
Gözde bir savaş kahramanı. Vejeterjen, sigara içmez, nadiren bir bira
içer
Ve karısını
Asla aldatmamıştır.
Bu adaylardan hangisini tercih ederdiniz?
Önce karar verin,
Ama cevaplara bakmayın...
Sonra aşağıya kaydırın ve cevaplara bir bakın
Aday A Franklin Roosevelt
Aday B Winston Churchill
Aday C Adolf Hitler
Bu arada ilk sorudaki kadına kürtaj yaptıysanız Beethoven'i
öldürdünüz.....
İlginç değil MI?
Birisi için hüküm vermeden önce çok iyi
düşünün.
Yeni birşeyi denemekten asla çekinmeyin...
Aklınızdan çıkarmayın...
Amatörler Nuh'un gemisini
Profesyoneller Titaniği inşa ettiler
SORU 1
Bir kadın tanıyorsunuz ve hamile. Sekiz çocuk sahibi, üçü sağı......r, ikisi
kör,
Biri geri zekalı ve kadın DA frengili.
Bu kadına kürtaj önerir
Miydiiniz?
Bu sorunun cevabına bakmadan önce şu soruyu yanıtlayın.
SORU 2
Yeni bir lider seçme zamanı ve öyle bir an geliyor ki lideri sizin
Oyunuz
Tayin edecek.
Üç aday var ve adaylarla ilgili gerçekler de şunlar:
Kimi tercih edersiniz?
Aday A
Düzenbaz politikacılarla işbirliği yapar, falcılara danışır.
İki metresi vardır. Sigaralarını uç uca ekler ve günde 8 ila 10 martini
içer
Aday B
İki defa işten kovulmuş, öğlene kadar uyur. Kolejdeyken afyon içicisi
Ve
Her akşam 1 litreden fazla viski içer.
Aday C
Gözde bir savaş kahramanı. Vejeterjen, sigara içmez, nadiren bir bira
içer
Ve karısını
Asla aldatmamıştır.
Bu adaylardan hangisini tercih ederdiniz?
Önce karar verin,
Ama cevaplara bakmayın...
Sonra aşağıya kaydırın ve cevaplara bir bakın
Aday A Franklin Roosevelt
Aday B Winston Churchill
Aday C Adolf Hitler
Bu arada ilk sorudaki kadına kürtaj yaptıysanız Beethoven'i
öldürdünüz.....
İlginç değil MI?
Birisi için hüküm vermeden önce çok iyi
düşünün.
Yeni birşeyi denemekten asla çekinmeyin...
Aklınızdan çıkarmayın...
Amatörler Nuh'un gemisini
Profesyoneller Titaniği inşa ettiler
fatmagül
FATMAGÜL'Ü İZLEMEYE DEVAM EDİN TÜRKİYEM!
.
Münasip bir yerinize kına yakın 07 Ekim 2010 Pazartesi Bir tecavüz sahnesi ki ...günlerce ekranlarda döndürüldü.
Ballandırıla ballandırıla anlatıldı...
O gün ekran başına milleti oturtmak için tellallar çıkarıldı...
Cümle alem oturdu topluca tecavüzü izledi...
Tadını çıkara çıkara...
...Çoluk, çocuk çekirdek çitleye çitleye...
Bir tecavüz sahnesi ki...
Kaçıranlar için sanal alemde milyonlarca kez tekrarı yapıldı...
Ve gerçek hayat...
Üç genç...
Tıpkı o sahnedeki gibi...
Tıpkı o yaşlarda...
Tıpkı o kız gibi evlenmeye hazırlanan...
Üstünü üstlük zihinsel engelli olan bir kızın üzerinde...
Tıpkı o tevcavüz sahnesini denedi.
Aydın'da yaşandı iliklerimize kadar ürperten olay.
Adı Fatmagül değildi...
Gazetelere yansıyanı ile sadece S.Ç.
16 yaşında...
Zihinsel engelli...
Evlilik hazırlıkları yapıyordu.
Annesi ile babası büyük bir kavgaya tutuştu.
S.Ç. durduramayınca kavgayı, 300 metre uzaktaki karakola yardım istemeye gitmek için yola çıktı.
Önünü yaşları 19, 21 ve 23 yaşında üç genç kesti.
Genç kızı bir okula soktular.
Ağzını bantlayıp saatlerce tecavüz ettiler.
Yetinmediler...
Dizideki gibi bir ormanlık alana götürdüler hava kararınca...
Sabaha hem dövdüler hem tecavüz ettiler...
MÜNASİP BİR YERİNİZE KINA YAKIN!
Tecavüzü meziyet gibi sunan dizi yönetimini tebrik ediyoruz...
Günlerce bunun reklamını yapanları...
Ve ayrıca Kanal D yönetimini kutluyoruz...
Artık tecavüz sahneniz gördüğünüz gibi artık gerçek hayatta taklit ediliyor...
Ne büyük başarı değil mi?
Övünün!
Gururlanın!
Biz ne gösterirsek onu yapıyor bu halk diye sevinin...
Hakkınızdır...
Bu tecavüz sizin eseriniz çünkü...
Münasip bir yerinize kına yakın!
.
Münasip bir yerinize kına yakın 07 Ekim 2010 Pazartesi Bir tecavüz sahnesi ki ...günlerce ekranlarda döndürüldü.
Ballandırıla ballandırıla anlatıldı...
O gün ekran başına milleti oturtmak için tellallar çıkarıldı...
Cümle alem oturdu topluca tecavüzü izledi...
Tadını çıkara çıkara...
...Çoluk, çocuk çekirdek çitleye çitleye...
Bir tecavüz sahnesi ki...
Kaçıranlar için sanal alemde milyonlarca kez tekrarı yapıldı...
Ve gerçek hayat...
Üç genç...
Tıpkı o sahnedeki gibi...
Tıpkı o yaşlarda...
Tıpkı o kız gibi evlenmeye hazırlanan...
Üstünü üstlük zihinsel engelli olan bir kızın üzerinde...
Tıpkı o tevcavüz sahnesini denedi.
Aydın'da yaşandı iliklerimize kadar ürperten olay.
Adı Fatmagül değildi...
Gazetelere yansıyanı ile sadece S.Ç.
16 yaşında...
Zihinsel engelli...
Evlilik hazırlıkları yapıyordu.
Annesi ile babası büyük bir kavgaya tutuştu.
S.Ç. durduramayınca kavgayı, 300 metre uzaktaki karakola yardım istemeye gitmek için yola çıktı.
Önünü yaşları 19, 21 ve 23 yaşında üç genç kesti.
Genç kızı bir okula soktular.
Ağzını bantlayıp saatlerce tecavüz ettiler.
Yetinmediler...
Dizideki gibi bir ormanlık alana götürdüler hava kararınca...
Sabaha hem dövdüler hem tecavüz ettiler...
MÜNASİP BİR YERİNİZE KINA YAKIN!
Tecavüzü meziyet gibi sunan dizi yönetimini tebrik ediyoruz...
Günlerce bunun reklamını yapanları...
Ve ayrıca Kanal D yönetimini kutluyoruz...
Artık tecavüz sahneniz gördüğünüz gibi artık gerçek hayatta taklit ediliyor...
Ne büyük başarı değil mi?
Övünün!
Gururlanın!
Biz ne gösterirsek onu yapıyor bu halk diye sevinin...
Hakkınızdır...
Bu tecavüz sizin eseriniz çünkü...
Münasip bir yerinize kına yakın!
27 Eylül 2010 Pazartesi
anlıyormusun
Sen hiç kimsenin olamayacağı kadar
Çok şeyimsin benim...
Yüreğimde sana ayrılan yer herkesinkinden büyük.
Yalnızca bir arkadaş, bir kan kardeş, bir sırdaş,
Bir çok yakın dost değil,
...Bir büyük sevgisin sen...
Yanında sonsuz şımarabileceğim
Ve hâlâ kaybetmekten korkmayacağım tek kişi...
Yani biraz annem, biraz babam,
Hatta hiç görmediğim dedem,
Belki hiç doğmayacak oğlum...
Sonra daimi hayranım,
Ve tabii dokunulmamış sevgilim...
Sen benim masumiyetimsin
Benim en yakınım-sın!
Aslında belki öbür yarımsın?
Bütün bunlar ne demek anlıyor musun?
Çok şeyimsin benim...
Yüreğimde sana ayrılan yer herkesinkinden büyük.
Yalnızca bir arkadaş, bir kan kardeş, bir sırdaş,
Bir çok yakın dost değil,
...Bir büyük sevgisin sen...
Yanında sonsuz şımarabileceğim
Ve hâlâ kaybetmekten korkmayacağım tek kişi...
Yani biraz annem, biraz babam,
Hatta hiç görmediğim dedem,
Belki hiç doğmayacak oğlum...
Sonra daimi hayranım,
Ve tabii dokunulmamış sevgilim...
Sen benim masumiyetimsin
Benim en yakınım-sın!
Aslında belki öbür yarımsın?
Bütün bunlar ne demek anlıyor musun?
21 Temmuz 2010 Çarşamba
rte
Tayyip diyorki:
Ey benim okuyup araştırmayan halkım,
1- Şehidinize hakaret ettim, ...anlamadınız....
2- Ermeni, Yahudi demeden ülke varlıklarını sattıp,egemenliğimizi devrettim, anlamadınız.
3- Kendi ülkemi bölen projenin Eş Başkanı'yım dedim,anlamadınız.
4- Erbakan bile "AKP' yi siyonistler kurdurdu" dedi ki doğru,anlamadınız.
5- Türkiye'yi katmerli bir borcun altına soktum, toprakları sattım,anlamadınız.
6- Barzani ve Talabani ile kolkola girip kendi askerimizi dışladım, anlamadınız.
7- Din, müslümanlık,islam dedik 4 yıl boyunca rekor sayıda kilise açtırdım, bu nasıl müslümanlık demediniz ve yine anlamadınız.
8- Ogluma acık acık gemi aldım, alenen 4 senede onu da trılyoner yaptım anlamadınız.
9- Malıye bakanıyla elele verıp yedı sulalemıze yetecek paraları goturduk anlamadınız.
10- Teroristbasına sayın dedim anlamadınız.
11- Ulkeyi en yuksek faizle borçlandırdım anlamadınız.
12- 2002 dekı secım oncesi dokunulmazlıkları kaldıracam diye yalan soyleyıp sonra bı daha lafını bıle etmedım anlamadınız.
13- Derdini söyleyen vatandaşa ...iktir çektim anlamadınız. Üstüne üstlük bütün bunları tembel muhalefette size iyi anlatmayınca sandıktan hooop ben çıktım. Şimdi bir 5 yıl daha sizleri ben sevmeyim de kimler sevsin. Bu 5 yılda da yapacagımı yaparım, ondan sonra ister seeeç ister seçme. Nasıl olsa kalkıp yüzünüze sövsem yine %30 alırım .
buna oy veren , o verdıgı oyun hesabını nasıl verecek merak edıyorummm.
Ey benim okuyup araştırmayan halkım,
1- Şehidinize hakaret ettim, ...anlamadınız....
2- Ermeni, Yahudi demeden ülke varlıklarını sattıp,egemenliğimizi devrettim, anlamadınız.
3- Kendi ülkemi bölen projenin Eş Başkanı'yım dedim,anlamadınız.
4- Erbakan bile "AKP' yi siyonistler kurdurdu" dedi ki doğru,anlamadınız.
5- Türkiye'yi katmerli bir borcun altına soktum, toprakları sattım,anlamadınız.
6- Barzani ve Talabani ile kolkola girip kendi askerimizi dışladım, anlamadınız.
7- Din, müslümanlık,islam dedik 4 yıl boyunca rekor sayıda kilise açtırdım, bu nasıl müslümanlık demediniz ve yine anlamadınız.
8- Ogluma acık acık gemi aldım, alenen 4 senede onu da trılyoner yaptım anlamadınız.
9- Malıye bakanıyla elele verıp yedı sulalemıze yetecek paraları goturduk anlamadınız.
10- Teroristbasına sayın dedim anlamadınız.
11- Ulkeyi en yuksek faizle borçlandırdım anlamadınız.
12- 2002 dekı secım oncesi dokunulmazlıkları kaldıracam diye yalan soyleyıp sonra bı daha lafını bıle etmedım anlamadınız.
13- Derdini söyleyen vatandaşa ...iktir çektim anlamadınız. Üstüne üstlük bütün bunları tembel muhalefette size iyi anlatmayınca sandıktan hooop ben çıktım. Şimdi bir 5 yıl daha sizleri ben sevmeyim de kimler sevsin. Bu 5 yılda da yapacagımı yaparım, ondan sonra ister seeeç ister seçme. Nasıl olsa kalkıp yüzünüze sövsem yine %30 alırım .
buna oy veren , o verdıgı oyun hesabını nasıl verecek merak edıyorummm.
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Erkek dediğin
Erkek dediğin
Seni Elinin Tersiyle değil Avucunun İçiyle Kavrayacak.
Bileceksin Ki Emin Ellerdeyim,
Başkası Tutamaz Elimi Böyle.
Rahat Olacaksın Yanında,
Çok Konuşmayacak, Beynini Didiklemeyecek.
İnce Olacak; Seni Senin Kadar Düşünecek.
Erkek Dediğin, Sen Onu Merak Ettiğinde
Kendisine Hesap Soruluyor Havalarına Girmeyecek.
Senin İnceliğine Karşı Umursamaz Sözler Sarf Etmeyecek.
Erkek Dediğin, Kadının Sinirini Bozmayacak,
Cinlerini Tepesine Çıkarmayacak, Sanki Sen Onun İçin Varmışsın
Her Ne Zaman İstese Emrine Amadeymişsin, O Ne Yaparsa Yapsın
Her İstediğinde Yanında Elinin Altında Olacakmışsın Tiplerine Girmeyecek.
Erkek Dediğin, Sen Ona Sevgini Hissettirdiğinde,
Sen Ona Kayıtsız Şartsız Asıkmışsın Gibi Havalara Girmeyecek.
Erkek Dediğin İlgi Gördüğünde İlgiyle,
Sevgi Gördüğünde Sevgiyle Karşılık Verecek.Kaynakwh:
Erkek Dediğin, Sen Onun İçin Kendine Baktığında,
Sırf Ona Daha Güzel Görünmek İçin Giyinip Kuşandığında
Hiçbir Şey Olmamış Gibi Davranmayacak.
Erkek Dediğin, Ruhunu Okşamasını Bilecek.
Romantik Olacak Kimi Gün Habersizce Kucağında
Çiçeklerle Çıkıp Gelecek.
Özel Günleri Unutmayı Marifet Sanmayacak.
Erkek Dediğin, Kayıtsız Olmayacak Senin Bütün Zarafetine Karşı.
Gerçekten Seven Bir Kadın Sevgi Ve İlgi Bekler,
Erkeğine Verdiği Aşkın Karşılığında Küçük Bir Tatlı Söz,
Kısa Bir Mesaj, Bir Çağrı Bile Onu Mutlu Edebilir.
Erkek Dediğin Bütün Bunları Cebinden Para Harcıyormuş Gibi
Cimrilikle Yapmayacak.
Erkek Dediğin, Ben Aranmayı, Çok Aramayı Sevmem Demeyecek.
Erkek Dediğin, Her Şey Kendi İstediği Gibi Olsun İstemeyecek.
Sadece Kendi Caninin İstemesine Bağlamayacak Her Şeyi.
Erkek Dediğinin, Hissettiğiyle Yaptığı Şey Arasında Uçurum Olmayacak.
Erkek Dediğin, Cesur Olacak Cesur.
Seni Seviyorum Derken Korkmayacak,
Başka Şeylerin Arkasına Gizlenmeyecek.
Seviyorum Deyip Bir Sonraki Perdede Kaçmayacak,
Özlüyorum Diyorsa Gelecek, Kaybetmek İstemiyorum Diyorsa Kaybetmeyecek.
Erkek Dediğin Aşkına Sahip Çıkacak.
Korkak Olmaz Erkek Dediğin.
Erkek Dediğin İyi Sevişecek. Koyun Gibi Yatmayacak,
Bir An Önce Su İs Bitse Demeyecek.
Aşksız Yatmayacak Yatağa Ve
Sen Bunu Bileceksin.
Bir Baba Şefkatiyle Seni Alnından Öptüğünde Bileceksin Ki
Sevgisi Geçici Ve Zayıf Değildir.
Erkek Dediğin, Ve Sevgiyle Öptüğünde
Dudaklarından Bileceksin Ki Opusun Tek Sebebi Şehvet Değildir.
Erkek Dediğin Aldatmayacak. Aldatmak Basitliktir.
Seviyorum Diyorsa Aldatmaz Erkek Dediğin.
Aldatıyorsa Sevmiyor Demektir.
Erkek Dediğin Yakışıklı Olacak, Çekici Olacak Ama
Bundan Çok Daha Öte Bir Şey...
Erkek Dediğin, Zeki Olacak. Kadının Küçük Yalanlara,
Bahanelere İnanmayacağını, Kendisini Kendi Gibi Tanıdığını Bilecek.
Kadının Zekasını Küçümsemeyecek Kadar Zeki Olacak.
Zeki Olacak, Seni Bir Hamur Gibi Karmasını Bilecek, O Hamura Kendisini Katmasınıda.
Erkek Dediğin, Değerlerini Bir Anlık Hevesler Uğruna Satmayacak.
Namussuzluğunu, Ahlaksızlığını Ancak Ve Ancak Seninle Yataktayken
Kullanacak.
Yan Gözle Hatun Kesmeyecek, Üstüne Sevgili Edinmeyecek.
Erkek Dediğin Önce Sevecek. Kendini Sevmeyen Erkekten
Kimseye Hayır Gelmez.
Bir Bakarsın Ki Yıllar Sonra Bu Adamla
Ne Yatağa Sığıyorsun, Ne Toprağa...
Koluna Girip Gezmesini Bileceksin Gururla Koynuna Alıp Sevişmesini De.
Erkek Dediğin, Babalığını Da Bilecek, Ana-Babaya Hürmet Etmeyi,
Kadir Kıymet Bilmeyi, Vefakarlığı, Fedakarlığı. ..
Erkek Dediğin Seni Koruyacak,Kuşatacak .
O Nerede Olursa Olsun Seni Koruyacağını Bileceksin.
Pısırık Olmayacak Erkek Dediğin.
Erkek Dediğin Erkek Olacak Güzelim.
Seni Sadece Sen Olduğun İçin Sevecek.
Parayla Pulla, Kariyerle, Güçle, Kimin Ne Dediğiyle Hareket Etmeyecek.
Hem Sevgilin, Hem Arkadasın Olacak !
Seni Elinin Tersiyle değil Avucunun İçiyle Kavrayacak.
Bileceksin Ki Emin Ellerdeyim,
Başkası Tutamaz Elimi Böyle.
Rahat Olacaksın Yanında,
Çok Konuşmayacak, Beynini Didiklemeyecek.
İnce Olacak; Seni Senin Kadar Düşünecek.
Erkek Dediğin, Sen Onu Merak Ettiğinde
Kendisine Hesap Soruluyor Havalarına Girmeyecek.
Senin İnceliğine Karşı Umursamaz Sözler Sarf Etmeyecek.
Erkek Dediğin, Kadının Sinirini Bozmayacak,
Cinlerini Tepesine Çıkarmayacak, Sanki Sen Onun İçin Varmışsın
Her Ne Zaman İstese Emrine Amadeymişsin, O Ne Yaparsa Yapsın
Her İstediğinde Yanında Elinin Altında Olacakmışsın Tiplerine Girmeyecek.
Erkek Dediğin, Sen Ona Sevgini Hissettirdiğinde,
Sen Ona Kayıtsız Şartsız Asıkmışsın Gibi Havalara Girmeyecek.
Erkek Dediğin İlgi Gördüğünde İlgiyle,
Sevgi Gördüğünde Sevgiyle Karşılık Verecek.Kaynakwh:
Erkek Dediğin, Sen Onun İçin Kendine Baktığında,
Sırf Ona Daha Güzel Görünmek İçin Giyinip Kuşandığında
Hiçbir Şey Olmamış Gibi Davranmayacak.
Erkek Dediğin, Ruhunu Okşamasını Bilecek.
Romantik Olacak Kimi Gün Habersizce Kucağında
Çiçeklerle Çıkıp Gelecek.
Özel Günleri Unutmayı Marifet Sanmayacak.
Erkek Dediğin, Kayıtsız Olmayacak Senin Bütün Zarafetine Karşı.
Gerçekten Seven Bir Kadın Sevgi Ve İlgi Bekler,
Erkeğine Verdiği Aşkın Karşılığında Küçük Bir Tatlı Söz,
Kısa Bir Mesaj, Bir Çağrı Bile Onu Mutlu Edebilir.
Erkek Dediğin Bütün Bunları Cebinden Para Harcıyormuş Gibi
Cimrilikle Yapmayacak.
Erkek Dediğin, Ben Aranmayı, Çok Aramayı Sevmem Demeyecek.
Erkek Dediğin, Her Şey Kendi İstediği Gibi Olsun İstemeyecek.
Sadece Kendi Caninin İstemesine Bağlamayacak Her Şeyi.
Erkek Dediğinin, Hissettiğiyle Yaptığı Şey Arasında Uçurum Olmayacak.
Erkek Dediğin, Cesur Olacak Cesur.
Seni Seviyorum Derken Korkmayacak,
Başka Şeylerin Arkasına Gizlenmeyecek.
Seviyorum Deyip Bir Sonraki Perdede Kaçmayacak,
Özlüyorum Diyorsa Gelecek, Kaybetmek İstemiyorum Diyorsa Kaybetmeyecek.
Erkek Dediğin Aşkına Sahip Çıkacak.
Korkak Olmaz Erkek Dediğin.
Erkek Dediğin İyi Sevişecek. Koyun Gibi Yatmayacak,
Bir An Önce Su İs Bitse Demeyecek.
Aşksız Yatmayacak Yatağa Ve
Sen Bunu Bileceksin.
Bir Baba Şefkatiyle Seni Alnından Öptüğünde Bileceksin Ki
Sevgisi Geçici Ve Zayıf Değildir.
Erkek Dediğin, Ve Sevgiyle Öptüğünde
Dudaklarından Bileceksin Ki Opusun Tek Sebebi Şehvet Değildir.
Erkek Dediğin Aldatmayacak. Aldatmak Basitliktir.
Seviyorum Diyorsa Aldatmaz Erkek Dediğin.
Aldatıyorsa Sevmiyor Demektir.
Erkek Dediğin Yakışıklı Olacak, Çekici Olacak Ama
Bundan Çok Daha Öte Bir Şey...
Erkek Dediğin, Zeki Olacak. Kadının Küçük Yalanlara,
Bahanelere İnanmayacağını, Kendisini Kendi Gibi Tanıdığını Bilecek.
Kadının Zekasını Küçümsemeyecek Kadar Zeki Olacak.
Zeki Olacak, Seni Bir Hamur Gibi Karmasını Bilecek, O Hamura Kendisini Katmasınıda.
Erkek Dediğin, Değerlerini Bir Anlık Hevesler Uğruna Satmayacak.
Namussuzluğunu, Ahlaksızlığını Ancak Ve Ancak Seninle Yataktayken
Kullanacak.
Yan Gözle Hatun Kesmeyecek, Üstüne Sevgili Edinmeyecek.
Erkek Dediğin Önce Sevecek. Kendini Sevmeyen Erkekten
Kimseye Hayır Gelmez.
Bir Bakarsın Ki Yıllar Sonra Bu Adamla
Ne Yatağa Sığıyorsun, Ne Toprağa...
Koluna Girip Gezmesini Bileceksin Gururla Koynuna Alıp Sevişmesini De.
Erkek Dediğin, Babalığını Da Bilecek, Ana-Babaya Hürmet Etmeyi,
Kadir Kıymet Bilmeyi, Vefakarlığı, Fedakarlığı. ..
Erkek Dediğin Seni Koruyacak,Kuşatacak .
O Nerede Olursa Olsun Seni Koruyacağını Bileceksin.
Pısırık Olmayacak Erkek Dediğin.
Erkek Dediğin Erkek Olacak Güzelim.
Seni Sadece Sen Olduğun İçin Sevecek.
Parayla Pulla, Kariyerle, Güçle, Kimin Ne Dediğiyle Hareket Etmeyecek.
Hem Sevgilin, Hem Arkadasın Olacak !
Kadın Dediğin
Kadın Dediğin
Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur.
Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet.
Şımarıklığın da hakkını verir.
Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de.
Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek.
Bu tebessümler sevgidir.
Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde.
Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.
Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.
Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir…
İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir
Osmanlı kadını gibi,adabıyla, raconuyla istediğini alır.
Dırdır etmez.
Çok konuşup, baskı yapıp erkeği bezdirmez.
Yüz göz olmaz kadının hası.
Bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki,
bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar.
Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da,kızmayı da.
Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.
Gerçek bir kadın ezik durmaz.
Kambur yürümez, dimdik durur.
Kendine saygısı, güveni vardır.
Erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu dinlemeyi bilir.
Bazen utangaç olur, bazen ürkek.
Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın.
Aptal olmaz gerçek bir kadın.
Bön bön bakmaz adamların suratına.
Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.
Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur.
Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında. Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu...
Arada bir pencereye yaslar başını,sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. Olgunluğuyla şaşırtır erkeği.
Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki,
yine, yine şaşırtır onu.Sıkmaz kadın,
bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez.
Huzur verir varlığıyla. İçmesini de bilir kadının hası.
Bazı akşamlar anason kokulu tüter sofrasının sıcağı.
İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır.
Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın.
Kibirli olmaz. Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz kafası.
Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir,anlar,
söyleyecek sözü vardır.
Kişiliklidir. Beceriklidir.
Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte,
profesör de olsa, sultan da olsa,
boksör de olsa üzülür. Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez.
Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır.
Albenisi metrelerce öteden çarpar adamı.
Ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına görebilir.
Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen,
17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez.
Uzun saçları vardır kadının.
Yumuşak olur, güzel kokar.
Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir.
Kadına yaraşmaz soğukluk.
Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir;
ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz.
Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler.
Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz.
Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.
Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar.
Kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir;
gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.
Has kadına naz da yakışır, kapris de.
Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki,
onun nazını erkek zevkle çeker.
Gerçek bir kadın şiir gibi olur,
mey gibi olur,
ömür gibi olur.
Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur.
Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet.
Şımarıklığın da hakkını verir.
Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de.
Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek.
Bu tebessümler sevgidir.
Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde.
Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.
Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.
Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir…
İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir
Osmanlı kadını gibi,adabıyla, raconuyla istediğini alır.
Dırdır etmez.
Çok konuşup, baskı yapıp erkeği bezdirmez.
Yüz göz olmaz kadının hası.
Bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki,
bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar.
Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da,kızmayı da.
Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.
Gerçek bir kadın ezik durmaz.
Kambur yürümez, dimdik durur.
Kendine saygısı, güveni vardır.
Erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu dinlemeyi bilir.
Bazen utangaç olur, bazen ürkek.
Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın.
Aptal olmaz gerçek bir kadın.
Bön bön bakmaz adamların suratına.
Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur.
Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur.
Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında. Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu...
Arada bir pencereye yaslar başını,sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. Olgunluğuyla şaşırtır erkeği.
Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki,
yine, yine şaşırtır onu.Sıkmaz kadın,
bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez.
Huzur verir varlığıyla. İçmesini de bilir kadının hası.
Bazı akşamlar anason kokulu tüter sofrasının sıcağı.
İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır.
Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın.
Kibirli olmaz. Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz kafası.
Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir,anlar,
söyleyecek sözü vardır.
Kişiliklidir. Beceriklidir.
Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte,
profesör de olsa, sultan da olsa,
boksör de olsa üzülür. Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez.
Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır.
Albenisi metrelerce öteden çarpar adamı.
Ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına görebilir.
Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen,
17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez.
Uzun saçları vardır kadının.
Yumuşak olur, güzel kokar.
Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir.
Kadına yaraşmaz soğukluk.
Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir;
ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz.
Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler.
Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz.
Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.
Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar.
Kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir;
gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.
Has kadına naz da yakışır, kapris de.
Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki,
onun nazını erkek zevkle çeker.
Gerçek bir kadın şiir gibi olur,
mey gibi olur,
ömür gibi olur.
6 Temmuz 2010 Salı
Bir daha sevdim
'' Oof dedi !..Ne oldu dedim ?..Hiiç dedi ; Herşeyi bırak gel benimle ?
dedim.. Olur mu..! dedi. Topu topu bir tabak fazla koyarız soframıza
dedim ; Olmaz dedi !..Neden dedim ?..Aynı tabaktan yeriz dedi ; Bir daha
sevdim... ''
dedim.. Olur mu..! dedi. Topu topu bir tabak fazla koyarız soframıza
dedim ; Olmaz dedi !..Neden dedim ?..Aynı tabaktan yeriz dedi ; Bir daha
sevdim... ''
25 Haziran 2010 Cuma
A'ya
Benimsin..
Çizgi çizgisin. İnanılmaz.
Ateş gibi gecelerde donacak kadar serinsin.
Korkutmaktasın beni.
Ve güçsüzlüğümü anladıysan, bilirsin..
Şakağımda hazır intihar sebebimsin!
Bu şehrin havasını sen belirlersin!
Bulutlar kaçar köşe bucak gülmelerinden!
Güneş en yakının.
Sanki küçük çocukların dualarını gamzelerinde taşırsın.
Bitkinsin?
Başın mı döndü gökyüzünde gezmekten ?
Tut elimi. bu kış yaza alışırsın!
Kalbi kırık adımlarla gittiğim cellat ruhlu yollardan,
Herseyi biraz zorlaştıran ‘olmayışından’ kurtar beni şimdi.
Söylemeye utanırım..
Kokularımızın seviş mediği geceler olur ya ;
O gecelerde ben hep siyah uyur, hep siyah uyanırım..
Çizgi çizgisin. İnanılmaz.
Ateş gibi gecelerde donacak kadar serinsin.
Korkutmaktasın beni.
Ve güçsüzlüğümü anladıysan, bilirsin..
Şakağımda hazır intihar sebebimsin!
Bu şehrin havasını sen belirlersin!
Bulutlar kaçar köşe bucak gülmelerinden!
Güneş en yakının.
Sanki küçük çocukların dualarını gamzelerinde taşırsın.
Bitkinsin?
Başın mı döndü gökyüzünde gezmekten ?
Tut elimi. bu kış yaza alışırsın!
Kalbi kırık adımlarla gittiğim cellat ruhlu yollardan,
Herseyi biraz zorlaştıran ‘olmayışından’ kurtar beni şimdi.
Söylemeye utanırım..
Kokularımızın seviş mediği geceler olur ya ;
O gecelerde ben hep siyah uyur, hep siyah uyanırım..
18 Haziran 2010 Cuma
rakı
İçki yasaklanabilir.
Bence mahzuru yok.
Ama rakı asla...
Çünkü takunyalılar öyle zanneder ama, aslında "içki" değildir rakı.
*
Yurt sevgisidir örneğin...
İki tek attın mı, "n'olacak bu memleketin hali?" diye endişelenmezsin aksi olsa!
Tıp bazen çaresizdir...
O ilaçtır.
Gurbete bile iyi gelir.
*
Kontörsüz muhabbettir.
Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar, gülümsetir.
Kahkahadır.
Acısıyla tatlısıyla hatıraları kaydeden hard disk'tir.
*
Botoks'tur bir nevi.
En kaknemi bile bir başka görünür gözüne...
Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır.
İçilir, güzelleşilir.
*
Herkesin gençlik hatası olabilir...
Bira içersin.Sonradan para kazanıp tenise başlayınca, şarap içmeyi matah zannedersin. Amerika'da TIR şoförlerinin içtiği viskinin dublesine Etiler'de TIR parası ödersin, ayrı...
Kürkçü dükkánıdır.
Döner dolaşır, gelirsin.
*
Orhan Gencebay'dır.
Entel barlarda, sosyete kulüplerinde dinlemeye utanırsın...
Ama hepimiz biliriz ki, ezbere bilirsin...
İstediğin kadar ağız burun kıvır, altın plağı hep o alır.
Tatlıses'tir.
Realite'dir.
*
Çocuktur, ağlarsın.
*
Hele beyaz "p"eynir ile "k"avun olursa sağında solunda...
Örgüttür.
PRK...
Ama bölücü değil, birleştirici örgüt.
Türk'ü de içer, Kürt'ü de, Laz'ı da, Çerkez'i de. Sor bak, Ermeni'si de, Rum'u da, Yahudi'si de.
*
AB'cidir...
Çünkü Rum öyle bir meze yapar ki, helali hoş olsun, Kıbrıs'ı veresin gelir!
*
Madem gıcıksın rakıya...
Neden balık avlıyorsun o zaman kardeşim?
Şerbetle mi yiyeceksin lüferi?
Ne anlamı var deniz börülcesinin, rokanın, radikanın, cibezin...
İnek miyiz biz?
*
Yanlış şiir okuyorsun...
Hapse giriyorsun.
(Üstüne, yanlış şair okuyorsun...)
*
Oku bak...
Ne diyor dünya güzeli Orhan Veli:
Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip musikiler alıyorum
Bir de rakı şişesinde balık olsam...
Yılmaz Özdil
Bence mahzuru yok.
Ama rakı asla...
Çünkü takunyalılar öyle zanneder ama, aslında "içki" değildir rakı.
*
Yurt sevgisidir örneğin...
İki tek attın mı, "n'olacak bu memleketin hali?" diye endişelenmezsin aksi olsa!
Tıp bazen çaresizdir...
O ilaçtır.
Gurbete bile iyi gelir.
*
Kontörsüz muhabbettir.
Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar, gülümsetir.
Kahkahadır.
Acısıyla tatlısıyla hatıraları kaydeden hard disk'tir.
*
Botoks'tur bir nevi.
En kaknemi bile bir başka görünür gözüne...
Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır.
İçilir, güzelleşilir.
*
Herkesin gençlik hatası olabilir...
Bira içersin.Sonradan para kazanıp tenise başlayınca, şarap içmeyi matah zannedersin. Amerika'da TIR şoförlerinin içtiği viskinin dublesine Etiler'de TIR parası ödersin, ayrı...
Kürkçü dükkánıdır.
Döner dolaşır, gelirsin.
*
Orhan Gencebay'dır.
Entel barlarda, sosyete kulüplerinde dinlemeye utanırsın...
Ama hepimiz biliriz ki, ezbere bilirsin...
İstediğin kadar ağız burun kıvır, altın plağı hep o alır.
Tatlıses'tir.
Realite'dir.
*
Çocuktur, ağlarsın.
*
Hele beyaz "p"eynir ile "k"avun olursa sağında solunda...
Örgüttür.
PRK...
Ama bölücü değil, birleştirici örgüt.
Türk'ü de içer, Kürt'ü de, Laz'ı da, Çerkez'i de. Sor bak, Ermeni'si de, Rum'u da, Yahudi'si de.
*
AB'cidir...
Çünkü Rum öyle bir meze yapar ki, helali hoş olsun, Kıbrıs'ı veresin gelir!
*
Madem gıcıksın rakıya...
Neden balık avlıyorsun o zaman kardeşim?
Şerbetle mi yiyeceksin lüferi?
Ne anlamı var deniz börülcesinin, rokanın, radikanın, cibezin...
İnek miyiz biz?
*
Yanlış şiir okuyorsun...
Hapse giriyorsun.
(Üstüne, yanlış şair okuyorsun...)
*
Oku bak...
Ne diyor dünya güzeli Orhan Veli:
Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip musikiler alıyorum
Bir de rakı şişesinde balık olsam...
Yılmaz Özdil
6 Haziran 2010 Pazar
4 Haziran 2010 Cuma
ah be yavrum
kızılcık kızılı, papatya falı yirmibir yaşım.
yine de sana teşekkür ederim.
filmler boyunca
katilinin muamma olduğu,
bir yasak cenin utancı
bir piç sancısı
bir mut sanrısı
bir idareten müslüman tanrısı
ve bir önlenemeyen dub'ara şansı..
boynundaki koku , kadın
yan odamda !
dudaklarındaki diş darbelerine düşmüşlüğüm az değil !
vücudundaki parmak izlerinin midemi bulandırma olgusu garip değil mi ?
vapurlar o zaman lal miydi ?
vazgeçersin, kolay.
pantolonun üstünden şakalara karışmaz polis.
şimdi birşeyleri göze almamaktan mı bahsediyoruz ?
ah be yavrum.
yine de sana teşekkür ederim.
filmler boyunca
katilinin muamma olduğu,
bir yasak cenin utancı
bir piç sancısı
bir mut sanrısı
bir idareten müslüman tanrısı
ve bir önlenemeyen dub'ara şansı..
boynundaki koku , kadın
yan odamda !
dudaklarındaki diş darbelerine düşmüşlüğüm az değil !
vücudundaki parmak izlerinin midemi bulandırma olgusu garip değil mi ?
vapurlar o zaman lal miydi ?
vazgeçersin, kolay.
pantolonun üstünden şakalara karışmaz polis.
şimdi birşeyleri göze almamaktan mı bahsediyoruz ?
ah be yavrum.
3 Haziran 2010 Perşembe
Balzamin
gün gelip artık bana değer vermez olduğunda,
senin yanında yer alıp kendime karşı çıkacağım,
hor görüp yüz çevirdiğini gördüğüm zaman bana;
haksızlık etsen de, senin hakkını savunacağım.
en zayıf yanlarımı en iyi ben bildiğime göre,
çekinmeden açığa vurup arka çıkabilirim sana,
kusurlarımdan hangisi benim için en büyük lekeyse
beni kaybederken büyük şan kazanırsın aynı anda.
üstelik bu işte benim için de kazanç var;
çünkü seven düşüncelerim sana yöneldikçe daima,
ister istemez kendime vereceğim zararlar,
sana yarar sağlarken, kat kat yarar getirecek bana.
öyle bağlıyım ki ben sana, öyle ki benim sevgim,
sen haklı olasın diye, her haksızlığı üstlenirim...
william shakespeare
senin yanında yer alıp kendime karşı çıkacağım,
hor görüp yüz çevirdiğini gördüğüm zaman bana;
haksızlık etsen de, senin hakkını savunacağım.
en zayıf yanlarımı en iyi ben bildiğime göre,
çekinmeden açığa vurup arka çıkabilirim sana,
kusurlarımdan hangisi benim için en büyük lekeyse
beni kaybederken büyük şan kazanırsın aynı anda.
üstelik bu işte benim için de kazanç var;
çünkü seven düşüncelerim sana yöneldikçe daima,
ister istemez kendime vereceğim zararlar,
sana yarar sağlarken, kat kat yarar getirecek bana.
öyle bağlıyım ki ben sana, öyle ki benim sevgim,
sen haklı olasın diye, her haksızlığı üstlenirim...
william shakespeare
Sabaha karşı küfür yağar odama
koydugun herşey yerinde mi ?
ya da sana koydukları (m) ?
güneş tekrar doğdu işte..
kurudu yaraları (m)..
attıgın her zar en az 3 olmak zorunda mı ?
kilometrelerin arkasına sığınmaktan bıkmadın mı ?
ordaki yeni yüzlere de yukarıdan mı bakıyosun?
makyajında fazladır şimdi senin..
hala mı yüzünde? hiç ağlamadın mı ?
bence sen aslında yaşamıyosun..
sızıyo musun başkalarının yataklarında ?
aylarını hesaplıyo musun?
bak ben hatırlatayım..
9 dan sonra saymıyosun...
bütün söylediklerimi unut..
şimdi hatırla tekrar..
unut..
hatırla..
beynin (de) yalama olsun..
doğrularımızı koyalım ortaya..
ben yenilirsem boynuma ip asılsın..
onu geç.. cevap wer bu soruya..
benden önce küçüktün de..
şimdi nasılsın ?
ya da sana koydukları (m) ?
güneş tekrar doğdu işte..
kurudu yaraları (m)..
attıgın her zar en az 3 olmak zorunda mı ?
kilometrelerin arkasına sığınmaktan bıkmadın mı ?
ordaki yeni yüzlere de yukarıdan mı bakıyosun?
makyajında fazladır şimdi senin..
hala mı yüzünde? hiç ağlamadın mı ?
bence sen aslında yaşamıyosun..
sızıyo musun başkalarının yataklarında ?
aylarını hesaplıyo musun?
bak ben hatırlatayım..
9 dan sonra saymıyosun...
bütün söylediklerimi unut..
şimdi hatırla tekrar..
unut..
hatırla..
beynin (de) yalama olsun..
doğrularımızı koyalım ortaya..
ben yenilirsem boynuma ip asılsın..
onu geç.. cevap wer bu soruya..
benden önce küçüktün de..
şimdi nasılsın ?
ABS
ağlasanda fayda etmez bazen..
hayatın senden sonra kalan kısmını düzeltmeye..
giden gider...
sen kalırsın savunmasız..
uzaklardan gelen bi ezgi..
bazen tek damla göz yaşına
bazen ufacık bir tebessüme malolur
dudaklarında...
kim bilir kaç kere..
aynı senaryoyu oynamış olsa bile..
bu beden..
ağlamakla gülmeyi ortaya karşık yaptırsada hayat..
yine de kalanların adı bende saklı...!
AnzavuR
hayatın senden sonra kalan kısmını düzeltmeye..
giden gider...
sen kalırsın savunmasız..
uzaklardan gelen bi ezgi..
bazen tek damla göz yaşına
bazen ufacık bir tebessüme malolur
dudaklarında...
kim bilir kaç kere..
aynı senaryoyu oynamış olsa bile..
bu beden..
ağlamakla gülmeyi ortaya karşık yaptırsada hayat..
yine de kalanların adı bende saklı...!
AnzavuR
Geceyedir küsmelerim
Herkes karşıdan bakardı..gülümsemesi kadar sahte yarınlarına…artık öğrenmişti kalabalıklar içinde yalnız kalabilmeyi..istediği zaman kapatıyordu bütün kapılarını ve işte oldu..artık bir tek kendisi vardı kocaman dünyasında..istemediği zamanlarda gelmesiyle yalnızlığın alışmıştı bu duruma..
Bir şişenin içinde başka bir hayata mesaj olarak gidiyordu sanki..pasifiğin tam ortasında..bulması gereken,bulunması gereken başka bir hayat olmalıydı onun için..sadece onun için..ait olmaktan ziyade sahip değildi kendi hayatına..değişmek değildi istediği sahteliğine inansa da mutluydu ama sürekli yerine oturtamadığı eksik taşların varlığı,verdiği rahatsızlığı hat safhaya çıkarmıştı şimdilerde..
Dinlenemiyordu bir türlü..ne kadar yatsa da, uyusa da dinlenemiyordu bir türlü…yorgunluğun yavaş yavaş beynine ulaştığını hissediyordu..artık yorulan bedeni değil ruhuydu..ve bunu anladığında kapının eşiğinde yine içmeye yine kadehlerde kalan son rakıları tüketmeye çıkarken buldu kendini… aslında yorulan bedeni değil ruhuydu…
Sabahları uyandığında geçirdiği gecelere lanet ediyordu..dur durak bilmeden uyuşturuyordu kendini acımasızca,amaçsızca inandığı yalanlarına kahkaha partileriyle eşlik ederek…günlerini gecelerin koynuna saklarken...
Aşktan nasibini alalı çok olmuştu ve başka insanlar gibi medet ummuyordu artık sevgiliden..sanki tam boğazına bir düğüm atmıştı sevgili ne yutabiliyor ne çıkartabiliyordu...ne ağlayabiliyor ne yok sayabiliyordu.. Sevgili kahve gözlerinde yankılanırken yaşanmamışları düşünüp kuytularda üzülürken….
Anlatmak istediği ne kadar çok şey vardı oysa..konuşsa yer yerinden oynardı sanki…sanki çözebilmişti bugün ile yarının arasındaki hukuku…anlamıştı dünyanın ekseni etrafındaki hareketinin sebebini ama……
Çocukluğunu hatırlardı bazı uykusuz gecelerinde..yaşananlar olmasa da..düşler güzelmiş derdi hep kendi kendine…o kadar temizdik ki o zamanlar o kadar temizdik ki yarınları bile düşünmezdik..dertlerimiz kaybolan oyuncaklarımızdan öteye geçmezdi…o zamanlar öğrenmişti halbuki hayat kaybetmeyi… yinede yıllar geçse de üzerinden kabullenmeyi öğrenememişti bir türlü… Kaybettiğinde değeri anlaşılan şeyleri çok iyi bilirdi..çünkü değerini anladığı her şeyi kaybetmişti…ya da kaybettiği her şeyin değerini anlamıştı… Her ne kadar adı kaybetmek olsa da kazandığı parçalar da olmuştu hayata dair..mesela yalnızlık (!) …
Rüyalar…uyanmak istemezdi çoğu zaman..hep orda kalmak oranın gerçekliğine inanmak isterdi..ama hep bu dünyadaki daha gerçek bişey uyandırırdı onu..saatinin alarmı..gerçek buydu belki de doğruyu yanlıştan,iyiyi kötüden,gülümsemeyi göz yaşlarından ayıran şey bu ses kadar kesin bu ses kadar keskindi..ve o tam o sesin üzerindeydi…ve küsülen gecelere dair şarkılar dinlenirken küsülmüş gecelerin sayısı hiçte hafife alınacak derecede değildi…
İçindeki mesajı ileteceği yer belki bir kulaç sonrasıydı belki de fersahlar kadar uzak…ama gitmesi gerekiyordu artık bulması gerekiyordu ne olduğunu bilmeden aradığı şeyi..
Geldiği yerler öylesine uzaktı ki..hayat onu buralara gelmeye öylesine zorlamıştı ki geri dönmesi imkansız sokaklar bırakmıştı ardında.. Geriye gelmek istermiydi onu da bilmiyordu. Cesareti değil ruhuydu artık yanında olmayan (!)
O kadar çok alıştırmıştı ki kendini bu tek düze hayatına…kendisine gıpta edenlerin bile olduğu fakat kendisinin nefret ettiği bu hayatı öylesine benimsemişti ki bazen huzuru aramakla saçmaladığını bile düşündüğü oluyordu..ama gecelerine saklayamadığı sabahlara eriştiğinde anlıyordu dudaklarındaki gülümsemenin ne kadar kendinden uzak olduğunu…
Aslında tam olarak kendi de bilmiyordu neyin eksik olduğunu..hani mutluluğun resmini çizdiğini söyleyip tuvalini sadece beyaza boyayan ressam gibi mutluluk böyle bir şeydi işte onun için paletteki tüm renklere ve tanrının tüm yaratıcılığına rağmen bembeyaz bir tuval…
Sevmiyordu bu sessizliği çünkü sessiz kaldıkça daha çok düşünür düşündükçe daha çok içinden çıkılmaz olurdu her şey.. ve o düşünmeyi bile kaldıracak cesareti bulamıyordu ruhunda..
Gel deseydi uzaklardan bir ses ve o koşa koşa gitseydi varlığına aldırmadan, varlığına aldanmadan..sadece gitseydi…
Gidebilseydi keşke dalgaların ardından gelen sesin dinginliğine…ve o sessizlik çıkarıp alabilseydi onu tüm bu bilinmezliklerin içinden..
İhtiyacı vardı buna…yok..ihtiyaç değil..muhtaçtı bu gidişe…
Bir umudu vardı ve bir dünyası..ya biri olmalıydı gel diye seslenen, ellerinin dünyayı ve yaşamı umursamadan uzanacağı..ya da biri olmalıydı sadece onun sesini duyan….
Gözlerini kapatmıştı işte yine..sanki bir kamera varmışta yıllardır her anını kaydediyormuş gibi gözlerinin önünden geçiyordu bütün yaşanmamışlıklar..gözlerini açsa da devam ediyordu film şeridi akmaya ne kadar keşkeler varsa o kadar gözyaşı vardı…
Kararını vermişti artık keşke dememek için durdurmayacaktı hayatını ve artık düne ağlamak yarını beklemektense bugünü sadece ama sadece kendisi için yaşayacaktı artık beklenen yarınlar değil kavuşulmuş bugünler vardı (!)
Ve şimdi bunca zaman sonra kendisine bir adım daha yaklaştığını hissediyordu...(!)(…)
Anzavur(!)
Bir şişenin içinde başka bir hayata mesaj olarak gidiyordu sanki..pasifiğin tam ortasında..bulması gereken,bulunması gereken başka bir hayat olmalıydı onun için..sadece onun için..ait olmaktan ziyade sahip değildi kendi hayatına..değişmek değildi istediği sahteliğine inansa da mutluydu ama sürekli yerine oturtamadığı eksik taşların varlığı,verdiği rahatsızlığı hat safhaya çıkarmıştı şimdilerde..
Dinlenemiyordu bir türlü..ne kadar yatsa da, uyusa da dinlenemiyordu bir türlü…yorgunluğun yavaş yavaş beynine ulaştığını hissediyordu..artık yorulan bedeni değil ruhuydu..ve bunu anladığında kapının eşiğinde yine içmeye yine kadehlerde kalan son rakıları tüketmeye çıkarken buldu kendini… aslında yorulan bedeni değil ruhuydu…
Sabahları uyandığında geçirdiği gecelere lanet ediyordu..dur durak bilmeden uyuşturuyordu kendini acımasızca,amaçsızca inandığı yalanlarına kahkaha partileriyle eşlik ederek…günlerini gecelerin koynuna saklarken...
Aşktan nasibini alalı çok olmuştu ve başka insanlar gibi medet ummuyordu artık sevgiliden..sanki tam boğazına bir düğüm atmıştı sevgili ne yutabiliyor ne çıkartabiliyordu...ne ağlayabiliyor ne yok sayabiliyordu.. Sevgili kahve gözlerinde yankılanırken yaşanmamışları düşünüp kuytularda üzülürken….
Anlatmak istediği ne kadar çok şey vardı oysa..konuşsa yer yerinden oynardı sanki…sanki çözebilmişti bugün ile yarının arasındaki hukuku…anlamıştı dünyanın ekseni etrafındaki hareketinin sebebini ama……
Çocukluğunu hatırlardı bazı uykusuz gecelerinde..yaşananlar olmasa da..düşler güzelmiş derdi hep kendi kendine…o kadar temizdik ki o zamanlar o kadar temizdik ki yarınları bile düşünmezdik..dertlerimiz kaybolan oyuncaklarımızdan öteye geçmezdi…o zamanlar öğrenmişti halbuki hayat kaybetmeyi… yinede yıllar geçse de üzerinden kabullenmeyi öğrenememişti bir türlü… Kaybettiğinde değeri anlaşılan şeyleri çok iyi bilirdi..çünkü değerini anladığı her şeyi kaybetmişti…ya da kaybettiği her şeyin değerini anlamıştı… Her ne kadar adı kaybetmek olsa da kazandığı parçalar da olmuştu hayata dair..mesela yalnızlık (!) …
Rüyalar…uyanmak istemezdi çoğu zaman..hep orda kalmak oranın gerçekliğine inanmak isterdi..ama hep bu dünyadaki daha gerçek bişey uyandırırdı onu..saatinin alarmı..gerçek buydu belki de doğruyu yanlıştan,iyiyi kötüden,gülümsemeyi göz yaşlarından ayıran şey bu ses kadar kesin bu ses kadar keskindi..ve o tam o sesin üzerindeydi…ve küsülen gecelere dair şarkılar dinlenirken küsülmüş gecelerin sayısı hiçte hafife alınacak derecede değildi…
İçindeki mesajı ileteceği yer belki bir kulaç sonrasıydı belki de fersahlar kadar uzak…ama gitmesi gerekiyordu artık bulması gerekiyordu ne olduğunu bilmeden aradığı şeyi..
Geldiği yerler öylesine uzaktı ki..hayat onu buralara gelmeye öylesine zorlamıştı ki geri dönmesi imkansız sokaklar bırakmıştı ardında.. Geriye gelmek istermiydi onu da bilmiyordu. Cesareti değil ruhuydu artık yanında olmayan (!)
O kadar çok alıştırmıştı ki kendini bu tek düze hayatına…kendisine gıpta edenlerin bile olduğu fakat kendisinin nefret ettiği bu hayatı öylesine benimsemişti ki bazen huzuru aramakla saçmaladığını bile düşündüğü oluyordu..ama gecelerine saklayamadığı sabahlara eriştiğinde anlıyordu dudaklarındaki gülümsemenin ne kadar kendinden uzak olduğunu…
Aslında tam olarak kendi de bilmiyordu neyin eksik olduğunu..hani mutluluğun resmini çizdiğini söyleyip tuvalini sadece beyaza boyayan ressam gibi mutluluk böyle bir şeydi işte onun için paletteki tüm renklere ve tanrının tüm yaratıcılığına rağmen bembeyaz bir tuval…
Sevmiyordu bu sessizliği çünkü sessiz kaldıkça daha çok düşünür düşündükçe daha çok içinden çıkılmaz olurdu her şey.. ve o düşünmeyi bile kaldıracak cesareti bulamıyordu ruhunda..
Gel deseydi uzaklardan bir ses ve o koşa koşa gitseydi varlığına aldırmadan, varlığına aldanmadan..sadece gitseydi…
Gidebilseydi keşke dalgaların ardından gelen sesin dinginliğine…ve o sessizlik çıkarıp alabilseydi onu tüm bu bilinmezliklerin içinden..
İhtiyacı vardı buna…yok..ihtiyaç değil..muhtaçtı bu gidişe…
Bir umudu vardı ve bir dünyası..ya biri olmalıydı gel diye seslenen, ellerinin dünyayı ve yaşamı umursamadan uzanacağı..ya da biri olmalıydı sadece onun sesini duyan….
Gözlerini kapatmıştı işte yine..sanki bir kamera varmışta yıllardır her anını kaydediyormuş gibi gözlerinin önünden geçiyordu bütün yaşanmamışlıklar..gözlerini açsa da devam ediyordu film şeridi akmaya ne kadar keşkeler varsa o kadar gözyaşı vardı…
Kararını vermişti artık keşke dememek için durdurmayacaktı hayatını ve artık düne ağlamak yarını beklemektense bugünü sadece ama sadece kendisi için yaşayacaktı artık beklenen yarınlar değil kavuşulmuş bugünler vardı (!)
Ve şimdi bunca zaman sonra kendisine bir adım daha yaklaştığını hissediyordu...(!)(…)
Anzavur(!)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
